Mar
16
2011

HANGİ PARTİ?

Genel seçimlere üç ay kaldı.

 Artık, eş dost ziyaretlerinde, sohbetlerde en çok “seçim” odaklı konular konuşuluyor.

Aynı siyasi partinin taraftarları, kendi aralarında çoğu kez partileriyle ilgili eleştirel konuşmalar yapıyorlar.

Kimsenin kimseyi yakından tanımadığı büyük kentlerde insanlar, genellikle futbol kulübü gibi tuttukları bir partinin adaylarına oylarını veriyorlar.

Küçük kentlerde durum biraz farklı. Çünkü seçmen, Parlamento’ya girmek isteyen adayı daha yakından tanıyor.
Devamını oku »

Mar
9
2011

EMPERYALİZM

 Ülkemizde olup bitenleri tam kavrayabilmek için emperyalizm olgusunu iyi bilmemiz gerekir.

Latince imperium (egemenlik) sözcüğünden gelen emperyalizm, 19. yy. sonları ve 20. yy. başlarında kendini gösteren kapitalizmin en son ve en yüksek aşaması diye tarif edilir.

Bilindiği gibi, para kendi başına bir kapital değildir. Bir başkasına ait emeğin sömürülmesinde kullanıldığı zaman kapital olur. Kapital, sahibine ücretli işçilerin sömürülmesi yoluyla gelir getiren bir değerdir. Eğer, üretim araçları kentsoyluların (burjuva sınıfının) özel mülkiyetinde toplanmış ve işçiler de yaşayabilmek için işgüçlerini satmak zorundaysalar sömürü kaçınılmaz olur. Kapitalist ülkelerin halklarının büyük çoğunluğu üretim araçlarından yoksundurlar. Bu nedenle de yaşayabilmek için işgüçlerini satmaktan başka çareleri yoktur. Egemen sınıfların zenginleşme yolu budur.

Bazen kapitalist tekeller, devlet aygıtıyla beraber büyür ve güçlenirler. Bu durum daha sonra devletin kapitalist tekellere boyun eğmesini beraberinde getirir. Biz buna tekelci devlet kapitalizmi deriz.

Tekelci devlet kapitalizminin oluşmasıyla ülkeler arasında çelişkiler, pazar-hammadde savaşımı, başka ülkelerin işgali, zayıf ülkeler halklarını köleleştirme çabaları da hız kazanır.

Köleci, feodal ve kapitalist toplumların en karakteristik özelliği sömürü düzenidir.

Bir başkasının emeğinin, ürünlerinin, üretim araçlarını ellerinde bulunduranlar (burjuvalar) tarafından sömürülmesi değişik biçimlerde olur. Köle sahibi kölesini; feodal toprak beyi kendisine bağlı köylüyü; kapitalist ise işçiyi sömürür.

Sömürgeci toplumlarda, sömürülenlerle sömürenler; ezenlerle ezilenler arasında uzlaşılmayan bir zıtlık oluşur. Bu ise sosyal devrimlere yol açar.
Devamını oku »

Mar
2
2011

ÇOK KISA TÜRKİYE SİYASİ PARTİLER TARİHİ… (2) (1960’tan günümüze kadar)

27 Mayıs 1960’ta askerlerin yönetime el koymasından (müdahalesinden) sonra DP’nin kapatılması, CHP’yi yeniden etken duruma getirmişti.

 Oluşturulan Danışma Meclisi’nde CHP’liler ve yandaşları ağırlıklı olarak yer almışlardı. İkinci Meclis olarak Senato’ya; Anayasa Mahkemesi, Devlet Planlama Teşkilatı gibi kurumlara yer veren 1961 Anayasası hazırlanırken, 10 yıl boyunca Meclis’te ağırlıklı bir oranda temsil edilen DP’nin bu sürece katılamaması, yeni Anayasa’nın kabullenilmesini zorlaştırmıştı.

14 Ekim 1960’tan 14 Eylül 1961’e kadar Yassıada Mahkemeleri’nde 592 kişi yargılanmış, DP’nin ileri gelenlerinden 228 kişi hakkında ölüm cezası istenmiş ama yalnızca Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, ve Hasan Polatkan hakkındaki cezalar uygulanmıştı.

Her ne kadar 1954’ten sonra DP iktidarının sertleşmesi, özgürlüklerin kısıtlanması vb. birçok konuda hatalı kararlar alınmışsa da, üç kez halkoyu ile iktidara gelen DP yöneticileri böylesine trajik bir sonu da hak etmemişlerdi.

Her siyasi partinin bir öncülü bir de ardılı vardır.
Devamını oku »

Şub
23
2011

ÇOK KISA TÜRKİYE SİYASİ PARTİLER TARİHİ… (1) (1923-1960)

  Bilindiği üzere siyasi partiler, Anayasamıza göre “demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır”

Eskiden yeni kurulan bir siyasi partinin, gerçekten partileşebilmesi için belirli bir süreci yaşaması gerekirdi. Bu süreç o siyasi partinin tüm yurtta tanınıp bilinmesi için geçen süreçti. Teknolojinin gelişmesi, iletişim vasıtalarının çoğalması ve yaygınlaşması, yeni kurulan bir siyasi partinin bu süreci yaşamasını oldukça kısalttı.

Bir dönem bu ülkede geniş kitlelere mal olmuş sadece iki parti vardı. Birisi CHP (Cumhuriyet Halk Partisi), diğeri ise DP (Demokrat parti) idi. En ücra köydeki vatandaş bile “altı ok” ile “Demirkırat” ı bilirdi.

Bir ülkedeki tüm siyasi partiler, o ülkede kurulan ilk partiden doğarlar.

Örneğin, Menderes’in, Bayar’ın Demokrat Partisi, O günkü CHP’nin içinden doğmuştur. Bugünkü muhafazakar sağ partilerin hepsinin kökeninde, 1946 yılında kurulup 1960 yılında kapatılan Demokrat Parti vardır.

İçişleri Bakanlığı kaynaklarına göre şu anda Türkiye’de yasal olarak faaliyet gösteren 61 parti bulunmaktadır. Ancak, en politize olmuş birine bile, bu partileri sayınız, deseniz hepsini sayması kesinlikle olası değildir.

Devamını oku »

Şub
16
2011

TEK İLKELİ BİRLİK

Bugün yaşları 70 civarında olanlar, yani 68 kuşağı diye bilinenler “tek ilkeli birlik” kavramını çok iyi anımsayacaklardır. Çünkü benim de dahil olduğum o kuşak, öncelikle “sosyal mücadeleler tarihini” öğrenirlerdi.

Baş düşmana karşı mücadele verilirken ittifaklar kurulur. Örneğin Rusya’da, 1917 Şubat Devrimi ile başlayan süreçte Çar’a karşı Bolşevikler ve sosyal demokrat sayılabilecek guruplar birleşmişlerdi.

 

Yine bizim kuşağın çok yakından takip ettiği 1979 İran İslam Devrimi’nde, Muhammet Rıza Pehlevi liderliğindeki anayasal monarşinin yıkılmasına, Mollalar’la İran’daki Marksist parti Tudeh’in ittifakı neden olmuştu.

Bütün devrimlerin ikili bir karakteri vardır. Baş düşman gittikten sonra, ittifak yapan gruplar kendi aralarında çatışırlar. Sonunda kuvvetli olan taraf kazanır.

Şubat devriminden sonraki Ekim Devrimi esnasında Bolşevikler’in ittifak yaptıkları grupları ortadan kaldırması, İran devriminde de Mollalar’ın Tudeh’i yok etmesi bu ikili karaktere çok çarpıcı örneklerdir.

Devamını oku »