Şub
20
2012

QUO VADİS YCHP?

             Quo vadisTürkçe‘ye “Nereye gidiyorsun?” olarak çevrilebilecek Latince bir cümle.

Aynı soru cümlesi İngilizce “Where are you going?”  şeklinde söylenir.

Ben bu sözü ilk önce,  1955 yılında Tokat’ta bir açık hava sinemasında, aynı adı taşıyan bir filmde duymuş sonra da filme konu olan Henryk Sienkiewicz’in o ünlü romanını okumuştum. Kitapta, İmparator Neron’un zulmünden kaçan Havari Peter, yolda İsa peygamberle karşılaşır. Ona “Quo Vadis?” der. O da “Roma’ya yeniden çarmıha gerilmeye gidiyorum. Çünkü sen, benim kurtaracağım insanları bırakıp kaçıyorsun” yanıtını verir.
Devamını oku »

Şub
13
2012

“EYLEME GEÇEN CEHALET”

             Başlıktaki sözü Goethe’nin “Eyleme geçen cehalet kadar tehlikeli bir şey yoktur” cümlesinden aldım.

Hem Nobel hem de Oscar ödüllü İrlandalı oyun yazarı Bernard Shaw da, “ Hareket halindeki cehaletten daha korkunç hiçbir güç yoktur” der.

Arapça bir ad olan “cehalet” sözcüğünün Türkçe karşılığı, “bilmezlik, bilgisizlik, bilisizlik” tir.

Kuşkusuz ki, bir insan her şeyi bilemez.

En önemli bilgi, insanın “bilmediğini bilmesi” dir.

Bu aynı zamanda o insanı “erdemli” kılan bilgidir.

Sokrates, “Felsefe, neleri bilmediğini bilmektir” der.

“Tek bildiğim, hiçbir şey bilmediğimdir” sözü de Sokrates’e aittir.

Bilmediğini bilen, bilgi edinmek için çaba harcar.

Ya, her şeyi bildiğini zanneden, bilmediğini bilmeyen insana ne demeli?

Bunun yanıtını ise: “Kör cehalet çirkefleştirir insanları!” diyerek Mevlana veriyor.
Devamını oku »

Şub
7
2012

KİTAP OKUMAK

             Yeni yapılan bir kamuoyu araştırmasının sonuçlarına göre Türk halkının %45.5’u hiç kitap okumamış.

Evet,  “Şimdiye kadar hiç kitap okudunuz mu?” sorusuna, neredeyse halkımızın yarısı “hayır” yanıtını vermiş.

Birleşmiş Milletler İnsani Gelişim Raporu’na göre, Türkiye okuma alışkanlığında, Uganda, Tanzanya gibi ülkelerin de bulunduğu 173 ülke arasında 86. sırada yer alıyor. Yine aynı rapora göre öğrencilerin ders kitaplarının dışında kitap okumadıkları hatta ders kitaplarını bile yeterince okumadıkları belirtiliyor.

Ülkemizdeki kitaplıklar ve kitap sayısı, okuma alışkanlığı üzerine internette bir araştırma yaptım.

Elde ettiğim bilgiler karşısında –ülkem adına- utandım.

“Geçen yılki rakamlara göre; Türkiye de toplam 45 çocuk kütüphanesi, 14 yazma eser kütüphanesi ve 55 gezici kütüphane olmak üzere toplam 1152 kütüphane olmasına karşılık Almanya da 10.531, İngiltere de 4.620, İspanya da 5.209 kütüphane bulunuyor. Türkiye’deki kütüphanelerin 52 si çeşitli nedenlerle kapalı.

            Türkiye’deki kütüphanelerde 13 milyon kitap olmasına karşılık, Bulgaristan da 46 milyon, Rusya da 739 milyon, Almanya’daki kütüphanelerde 104 milyon kitap mevcut.

            Türkiye de kütüphanelere kayıtlı üye sayısı 493 bin 500 iken, İran da 7 milyon, Fransa da 16 milyon, İngiltere de 35 milyon kütüphane üyesi bulunuyor.

            Almanya da 7 bin 500 kişiye 1 kütüphane düşerken, Türkiye de 68 bin 500 kişiye 1 halk kütüphanesi düşmektedir.

            Almanya da halk kütüphanelerinde çalışan kütüphaneci sayısı 8 bin 337, Fransa da 7 bin 88, İngiltere de 6 bin 978, İspanya da 3 bin 794, Türkiye de sadece 333 kişidir.

            Japonya da toplumun yüzde 14 ü, Amerika`da yüzde 12 si, İngiltere ve Fransa da yüzde 21 i düzenli kitap okurken, Türkiye de yalnızca binde 1 kişi kitap okuyor.

            Bir Japon yılda ortalama 25, bir İsviçreli yılda ortalama 10, bir Fransız yılda ortalama 7, bir Türk ise 10 yılda ancak 1 kitap okuyor.

            Türkiye kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkelerinin gerisinde kalmış durumda

Bir yılda, ders kitapları hariç Amerika’da 72 bin, Almanya’da 65 bin, Brezilya’da 13 bin, Türkiye’de ise 6 bin 31 kitap yayımlanıyor.

            AB ülkelerinde yıllık kitap harcaması 500 dolarken Türkiye’de 2 dolar.”
Devamını oku »

Şub
1
2012

TUZ KOKARSA!

   Bilinen sözdür: Kendisinden beklenen görevi yapmayan, yetkisini kötüye kullanan insanlar için,

“Et kokarsatuzlarsın ya tuz kokarsa!” denir.

            Uzunca bir süredir ülkemizde olup bitenler karşısında insanlar bu sözü söylüyorlar.

Et neden kokar? Üzerinde oluşan bakteriler yüzünden!

Tuz, bakteri üreyen ortamı yok ettiği için kullanılır.

Peki, ya tuz kokarsa?

Devamını oku »

Oca
29
2012

CEMALETTİN AYKIN

Image

 CEMALETTİN AYKIN

 

İnsan, çok sevdiği bir yakınını kaybedince neler hisseder?

Bunu sözcüklerle anlatmak çok zordur.

Yaşasaydı, bugün 40 yaşında olacak olan büyük oğlumu kaybettiğimde ölmek istemiştim.

Babamı kaybettiğimde ise büyük bir “boşluk duygusu” yaşamıştım.

Günlerce, gökyüzüne fırlatılmış bir uydudan evrenin derinliklerine düşmüş, basacak yeri, tutunacak dalı kalmayan bir insan gibi dolaşıp durmuştum.

O’nun yüzü, davranışları, sesi, özellikle gülüşü, bir mermere nakşolunmuş kabartma bir tablo gibi gözlerimin önünden hiç kaybolmamıştı.

Aynı duyguyu ilkokul öğretmenim Ferit Günal’ı kaybedince de yaşamıştım.

Nazım Hikmet ölümü şöyle anlatır:

 

“Paydos” diyecek bir gün bize tabiat anamız,

“Gülmek, ağlamak bitti çocuğum…”

Ve tekrar uçsuz bucaksız başlayacak:

Görmeyen, konuşmayan düşünmeyen hayat…

  Devamını oku »