DİL BAYRAMI

 

 26 Eylül 1932, güzel Türkçemizin yabancı diller boyunduruğundan kurtarılması

ve dilimizle ilgili bilimsel çalışmaların yapılması amacıyla oluşturulan 1. Türk Dil

Kurultayı’nın toplanma tarihidir. 79 yıldır DİL BAYRAMI olarak kutladığımız bu gün

nedeniyle geçtiğimiz hafta içerisinde yurdumuzun çeşitli yerlerinde etkinlikler yapıldı.

 Aslında geçen hafta yayınlamayı düşündüğüm aşağıdaki yazıyı, Atatürk karşıtı Milli Eğitim Bakanı’nın adeta darbe niteliğindeki bir eylemini eleştirmeyi daha önemli gördüğüm için yayınlayamamıştım.

 Bir hafta gecikmeyle tüm Tokat Haber okuyucularının “Dil Bayramı” nı kutluyorum.
Devamını Oku »

ULUSAL EĞİTİMİMİZDE ARTIK ATATÜRK YOK!

 Basına yansıyan haberlerden öğrendiğimize göre, Milli Eğitim Bakanlığı’nın görevlerinden“Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Atatürk milliyetçiliğine bağlı, Türk Milleti’nin milli, ahlaki, manevi, tarihi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren, ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yükseltmeye çalışan insan haklarına ve anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş vatandaş olarak yetiştirmek” şeklindeki tanım değiştirilerek “Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılık”, “Atatürk ulusçuluğu” “Türk ve Türkiye Cumhuriyeti” ifadeleri tamamen kaldırılmış.  Bundan 16 yıl önce yani 1995 yılında, bir sempozyuma sunduğu bildiride: “Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıçta ortaya koyduğu laiklik, cumhuriyet ve milliyetçilik gibi birçok temel ilkenin yerini daha çok katılımcı, daha adem-i merkezi, daha müslüman bir yapıya devretmesi zorunluluğunun ve artık bunun zamanının geldiği düşüncesini taşıyorum” diyen Ömer Dinçer nihayet amacına ulaşmış.
Devamını Oku »

DÜNYANIN EN GÜZEL İŞİ

 

 

 Bir arkadaşım gönderdiği elektronik postadaki metne bu başlığı koymuş.

 

            İş: T.C. Milletvekilliği

            Görev tanımı: Parti başkanının vereceği talimat doğrultusunda mecliste parmak indirilip kaldırılacak.

            Sosyal haklar: Ayda 9,5 milyar TL maaş, 2 yılda emeklilik hakkı

            Emekli olunca ömür boyu ayda 6 milyar TL maaş
Devamını Oku »

DÜŞMANA YARDIM ETMEK…

  Bir zamanlar bizim kuşağın başucu kitaplarından biri olan, Yargıç Ali Faik Cihan’ın 1965 de yazdığı “Sosyalist Türkiye” adlı kitabında anlattığı bir olay beni çok etkilemişti:

“Yırtıcı bir kuş olan doğan, bir tavuk sürüsüne saldırdığı zaman, çoğu kez en besili tavuğu enseleyip götürür. Oysa bir doğanın gücü, büyük bir tavuk ağırlığındaki bir cismi yerden kaldırıp uzaklara götürmek yeteneğinde değildir. Ama yakalanan tavuk kaçıp kurtulmak için kanatlarını açar ve uçmaya koyulur. Doğan, kendiliğinden havalanan tavuğa havada bir yön verip onu yiyebileceği ıssız bir yere götürür. Tavuk, kendisini yiyecek olan hasmına kendisi yardım etmektedir.Kanatlarını açmasa, hasmının onu götürmesine yerçekimi engel olacak ve diğer tavukların kaçışmalarından durumu anlayacak olan kümes sahibi gelip doğanı kovalayacaktır.”

Emperyalizmin ve onun yerli işbirlikçilerinin bir ülkeyi ve o ülkede yaşayan ulusu sömürebilmelerinin ana nedeni budur.

Bir insanın düşmana yardım etmesi iki şekilde olur.

Birincisi, çıkar sağlamak amacıyla bu iş bilerek, isteyerek yapılır ki, biz onlara “hain” deriz. Çünkü onlar, yurduna, ulusuna kötülük eden, ihanet eden kişilerdir. Her toplumda sayıları çok olmasa da böyle insanlara rastlamak olasıdır.

Ulusal Kurtuluş Savaşı yıllarında söz, yazı ve eylemleriyle “hain” oldukları ortaya çıkan insanları tarih kaydetmiştir. Bugün onları nefretle anıyoruz.

İkinci türde düşmana yardım edenler, bu işi “tavuğun, kendisini yiyecek olan doğana yardım etmesi”  gibi bilinçsizceyaparlar. Bu tür insanların sayısı birinci gruptakilere göre oldukça fazladır.
Devamını Oku »

NİKSAR ORTAOKULU

NİKSAR OROTAOKULU

              (Kuruluşu ve liseye çevrilinceye kadar 24 yıllık tarihçesi)  

                                                                      

                                                                                  

            Ben Niksar Ortaokulu mezunuyum. Bu yazıda okulun kuruluşundan,  lise haline gelinceye kadar geçen 24 yıllık tarihinden söz edeceğim.

            Niksar’da 1930’lu ve 1940’lı yıllarda doğanların yaşamlarında Niksar Ortaokulu’ nun çok özel bir yeri vardır. Çünkü o kuşakların Niksar’da okuyabilecekleri son okul, ortaokuldu. Lise ve dengi başka hiçbir okul yoktu. Ortaokuldan sonra öğrenimlerine devam edecekler için en yakın yerler Tokat ve Sivas’tı.

            Niksar Ortaokulu sadece öğrenim gördüğümüz bir yer olarak değil, bahçesinde çok çeşitli oyunlar oynadığımız bir mekân olarak ta önem taşıyordu. Çünkü kentin merkezinde, daracık sokak ve caddelerin dışında pek fazla oyun yerimiz yoktu. Karşıbağlılar için Harmancık, Ayvaz ve Bozbağ gibi yerler vardı ama kentin içinde yaşayan özellikle küçük çocuklar için en elverişli oyun sahası ortaokulun bahçesi idi.

            Ben ortaokulun yapıldığı yılı anımsamıyorum. Dolayısıyla ortaokul yapılmadan önceki Hânegâh mezarlığını da!

            1989 yılında yazılmasına karşın henüz kitap olarak basılmayan,  Sevgili Ağabeyim Prof. Dr. Turgut Özeke’nin  Anılar İçinde Niksar”  kitabında Hânegâh Mezarlığı şöyle anlatılmaktadır:  “…Burası, okulun bulunduğu kısımda yüksek bir bahçelik, karşı tarafta Kız Meslek Lisesi ve pansiyonun bulunduğu yerdeyse hafif tepe şeklinde bir arazi yapısına sahipti. Bu tepelikte mezarlar vardı. Üzerlerinde bol miktarda susam otları ve nar ağaçları bulunurdu. Oymalı mezar taşları da vardı. Okulun bulunduğu bahçelikteki badem ağaçlarını ve diğer ağaçları da çok iyi hatırlıyorum. Bu bahçeler Nuri Efendiler’in  (Zeki Ahıska’nın babası), Mustafa Amcalar’ın (Hasan Taştan’ın babası, ikisi de belediyeden emekli) ve de Boynudelikler’in bahçeleri idi. Bu iki tepenin ortası ise düzlenmiş, spor sahası olarak kullanılıyordu. Burada milli bayramlar yapılır, bize göre görkemli törenler olurdu. Abajur kâğıtlarıyla süslenmiş bisikletleri, balonları iyi hatırlıyorum. Tribün olarak ta tepeciğin üzerine, üstleri otlarla kapatılmış kulübecikler kurulurdu.(…) Bayramdan sonra futbol maçı yapılırdı. (…)O zaman topa kuvvetli vurarak etraftaki ceviz ağaçlı bahçelere doğru atmak büyük bir marifetti.”

            Mahallenin ismi olan “Hânegâh” sözcüğü hem Farsça’da hem de Arapça’da kullanılan bir sözcük. Farsça bir birleşik isim olan hân-gâh veya Arapça hân-kah tekke, dergâh, zâviye, açı, dervişlerin evi gibi anlamlar taşır. Bence, mahalleye verilen bu isim, büyük bir olasılıkla şimdi restore edilen eski ‘Hânegâh Camii’  yerinde bulunan ve içinde din görevlilerinin de yaşadığı bir ibadethaneden dolayıdır. Ayrıca şöyle de düşünülebilir. Hâne, Farsça’da ev; gâh ise Farsça’da yer bildiren bir edattır. Bu iki sözcük bir arada   “evyeri” anlamında da kullanılmış olabilir. Ancak şurası muhakkak ki, Hanegâh  mahallesi Niksar’daki en eski yerleşim alanlarından biridir.

Turgut Ağabey anılarında ortaokulun yapılışını şöyle anlatmaktadır: “…inşaatın hangi tarihte başladığını kesin olarak hatırlamıyorum. 1942 veya 1943 yılı olabilir. Ufak bir temel atma töreni de yapıldı zannediyorum. 1939 zelzele felaketi, arkasından gelen İkinci Dünya Savaşı’nın yokluk yılları Niksarımızı ve Niksarlıları epeyce perişan etmişti. Halk doğal olarak çok fakirdi. (…)O zaman sanayi yoktu. Sebze, meyve ulaşım olmadığı için para etmezdi. Halk tütünden birkaç kuruş para alırdı. O da bir buçuk yıl emeğin karşılığı idi ve aileyi zor geçindirirdi. Bu nedenle herkes çocuğunu Tokat’a ortaokula gönderip okutamazdı. Gidip okuyabilenler de çeşitli zorluklar çekerler, katlanamayanlar okulu bırakıp geri dönerlerdi. Bunlarla ilgili hikâyeler o günleri

yaşayanlardan hâlâ dinlenebilir. İşte bu ortam içinde Niksar’ın ileri gelenleri bir dernek kurup ortaokul yaptırmayı düşünmüşler. Çeşitli kaynaklardan okul yaptırmak için paralar toplanmış. O yıllarda Niksar’ın önemli bir gelir kaynağı olan tütün satışlarından bir miktar para yardımı kesildiğini de hatırlıyorum. (…)Okul yaptırma derneğinde kimler vardı; hatırlayabildiğim kadarıyla Celepoğlu Ahmet Efendi, Müftü Sait Tahmisçioğlu, Tayyareci Kamil Efendi ile Niksar’ın ileri gelen esnafı ve halk. Bilhassa fakir halkımız okul yapımına çok destek olmuştur. (…) Ortaokul 1943-1944 ders yılında eğitime başladı. O zamanlar Milli Eğitim Bakanlığı kadro vermemiş sadece öğretmen atayabilmişti. Bu öğretmenlerin maaşlarını öğrenci velileri  –her öğrenci başına yıllık elli lira vermek suretiyle –  dernek yoluyla ödemişlerdi. Bu para o zamanlar herkesin ödeyebileceği bir meblağ değildi. Bu yüzden bazı fakir aile çocukları ve yaşlarının büyüklüğü nedeniyle okula alınamayan çocuklar okuyamamışlardı. Okula gidememenin üzüntüsünü yıllarca duyanlar olmuştur. İlk yıl, birinci sınıfa alınan öğrenci sayısı tahminen 40-50 kişi idi. Bu öğrenciler içerisinde yaşları büyük ağabey ve ablalar vardı. Benim okuduğum 1950-1951 yıllarında öğrenci sayısı 110-120 idi. (…)Niksar ortaokulu inşaatı iki yıl sürdü. İnşaatın ilerlemesini herkes izler, bitmesini sabırla beklerdi. Her şey elle yapılıyor, o zamana göre hayli kalabalık bir işçi grubu çalışıyordu. Bu kişilerden Mehmet Ali Aykut ve Mehmet Soyyılmaz ağabeylerimiz daha sonra okula müstahdem olarak girmişler, okuldan mezun olan binlerce insana hizmet etmişler, elle çalınan zili, saat ve dakikasında çalmaya özen göstermişler, okulu kendi evleri gibi kollayıp beklemişlerdir.

            Okulun yapımında çalışan Tokatlı Mahmut Usta (Mahmut Aygün )titiz, akıllı ve sanatkâr bir insandı. Kalfa veya sürveyan olarak çalışıyordu. (Mahmut Usta daha sonra İzmir’e yerleşti. Oğullarından birisi de mimar oldu. )Muhasebe işlerine bakan kişi ise Yemenlerin Hasan Ağabey’di. Kendisi bu işe gönül vermiş çalışkan bir insandı. İşçilerin yevmiye defterlerini titizlikle tutar, cumartesi günleri de paralarını dağıtırdı. Cumartesi günleri akşam üzeri tahtalardan yapılmış baraka bürosunun önü sıraya girmiş işçilerle dolar, herkese parasını tekrar tekrar saydırıp teslim eder, imzasını veya parmak izini alırdı. Bu işçilerin muntazam bordrolarını tutardı. Okulun yeri yüksek ve taşlık olduğu için çok işçi çalışmış ve hafriyat ta aylarca sürmüştü. İnşaatta, Kale’de bulunan askerlik şubesinin taşları ve ağaçları kullanılmıştır. Kaleden bunları taşımak çok zor olmuşsa da, bu işte Niksar için yabancı olup, tahminen Canik taraflarından gelen uzun at arabası şeklinde, kocaman güçlü öküzlerin çektiği arabalar kullanılmıştır. Bu arabalar Hânegâh Mahallesi’ne girdiğinde çocuklar arkasına asılırlar ve birçoğu arabaya binmenin zevkine varırlardı. Bir akşam vakti, Yüksel (Armutçuoğulları’ndan, astsubay emeklisi, şu anda İstanbul’da oturuyor) arabaya asılmış ve ayağı tekerlekler arasına sıkışmıştı. Arabacının, ağlamaları vaktinde duyması sayesinde kazadan, bayağı derin sıyrıklarla kurtulmuştu. Bu olaydan sonra bizlere, arabaya asılmamamız ısrarla tembih edilmişti. Biz mahallenin çocukları o arabalara her zaman imrenerek bakardık. Nakliye işlerinde ayrıca Tokat’tan getirtilen eski model bir kamyon kullanılmıştır. Bu kamyon Kelkit Çayı’ndan kum ve çakıl taşımıştır. Günde 4-5 defa üzerinde amelelerle çaya gidip gelen kamyon sık sık arıza yapar ve okulun bahçesinde haftalarca beklerdi. Araba kolay tamir edilemediği için kum gelmez, işler de aksardı. Biz çocuklar için bu kamyonun üzerine binip Kelkit Çayı’na gidip gelmek erişilmez bir zevkti. Herkes kamyona kaç defa binebildiği ile övünürdü. Şoförden izin alacaksın, babandan izin alacaksın ve kamyon kasasına oturmadan gidip geleceksin. Hele dönüşte yumuşak kumun üzerine oturmak çok zevkli idi. Salimlerin Yokuşu’nu kamyonun zorlanarak çıkması oldukça heyecanlı olurdu. Şoför mahaline oturmaksa erişilmez bir olaydı. Tombul Ahmet ismi ile anılan ve iyi şoför olduğu söylenen Ahmet Ağabey’in bozuk yollarda ormandan kereste taşımasına ait hikâyeler dinlerdik. Kaçak ağaçlara ormancıların göz yumduğu söylenirdi. Önce şantiye olarak iki gözlü bir baraka kuruldu. Bir oda depo, diğeri büro idi.(…)Keresteleri işleyecek atölye kurulmuştu. Ağaç biçen ve rendeleyen aleti orada görmüştük. Okulun alt katında doğrama atölyesinde yine Tokat’tan gelen usta ekibi tarafından kapı ve pencereler yapılmış, ustalar da aylarca bahçede kurulu barakalarda kalmışlardı.

            Okulun yapımı uzun uğraşılardan sonra tamamlandı. Bina tamamen ahşaptan yapıldığı için çok kereste harcandı. Sonraki yıllarda bu binayı korumak oldukça zor oldu. Ancak görev yapan yönetici, öğretmen ve diğer personel binanın korunmasına çok özen gösterdiler. Daha ileriki yıllarda, gereksinim duyulması nedeniyle okulun yanındaki pansiyon binası yapıldı. Erbaa, Reşadiye, Ünye yörelerinden ve Niksar’ın köylerinden gelen yüzlerce çocuk bu pansiyon binasından yararlandılar. Daha sonra da Çocuk Esirgeme Kurumu’na ait olan bina yapıldı. Bugün bu binalardan hiç bir  iz kalmamıştır.”

            Evet, Turgut Ağabey’in “Anılar İçinde Niksar” adlı kitabında Ortaokul ile ilgili verilen bilgiler bu kadar.

                                                                       ***     

            Niksar halkı 1940 yılına çok üzüntülü, buruk ve perişan girmiştir. 26 Aralık 1939 günü gece yarısı (saat 11.55’te)  Richter ölçeğine göre 8 şiddetinde meydana gelen ve 32962 kişinin öldüğü Erzincan depremi Niksar’da da çok büyük hasara ve ölümlere yol açmıştır. (Zaten Anadolu’da gerçekleştiği belirlenen ilk önemli deprem, İ.Ö. 330’daki Niksar depremidir. Yine 1942 yılında meydana gelen 7.3 şiddetindeki Niksar depreminde de 3000 kişi ölmüştür.) (1)

Niksar Ortaokulu’nun temelleri yapılırken

1940 yılında bir taraftan depremin açtığı yaralar sarılırken bir taraftan da Niksarlı ileri gelen aydınlar, Niksarlı çocukların ilkokuldan sonra okuyabilecekleri bir okul yaptırmak için kolları sıvarlar. ‘Okul Sevenler Cemiyeti’ adlı bir dernek kurarlar.  Bu dernekte dönemin Belediye Başkanı İhsan Tuğsel, Hakkı Tahmisçioğlu, Müftü Sait Tahmisçioğlu, Ali Rıza Karslı ve oğlu Kadir Karslı, Eczacı Fuat İnsel, Yusuf Duyum (Yusuf Ağa) ve oğlu Cemal Duyum, Abdurrahman Turaçlı, Çoroğlu Ahmet Efendi, Tayyareci Kamil Efendi, Yemenlerin Öğretmen Abdullah Bey, Celeboğlu Ahmet Efendi, İsmail Hakkı Kihtir, Softaoğlu Hacı Ahmet Kaynar, Hulusi Bozbeyoğlu, Beğler’in Necmettin Özbay, Kadir Altuner, Asaf Bezgin, Kâhyaoğlu Hacı Hafız Ahmet Turan, Zileliler’in Mehmet Efendi ve dönemin Niksar Kaymakamı Süleyman Onur gibi isimler vardır.

         “Sahibi hazine olan tahtani ve fevkani 4 salon ve 14 odayı havi maa müştemilat orta okul binası ve bahçesi”  vasıflı tapu senedinde okulun yapıldığı yer ve bahçesinin nasıl temin edildiği şu şekilde anlatılmaktadır: “H. Ali oğullarından Abdullah oğlu Rasim Akçay’ın temellükünde bulunan 2 kıta hanenin binası 1939 yılı depreminde yıkılarak arsa halini aldığı ve bu arsa ile bahçesi birlikte tevhiden 2646 zuhur ettiği ve bu arsadan 1912  M2’lik mahallini ifrazen 500 Türk Lirasına “Okul Sevenler Cemiyeti’ne” sattığı ve bu arsanın şimalinden geçen yolun kasabanın imar planına göre belediyece kapatılarak 697 M2’lik bu yolu da….” evet, kısaca Toplam 2609  M2’lik bir alanda Okul Sevenler Cemiyeti binayı yaptırmaya başlar. Yıl 1941’dir. Okul Sevenler Cemiyeti üyeleri canla-başla çalışırlar. Çarşı esnafı –birkaç kişi müstesna (2) – ve halk büyük destek verir. Gürcü Yusuf Ağa Felemenkli (3) tüccarlar adına tütün satın almaktadır. Satın aldığı tütünler için üreticiye değerinden fazla para verir ve bu fazladan verdiği paraların okul yapımı için derneğe bağışlanmasını ister. Sayın Turgut Özeke’nin anılarında anlattığı gibi arazinin engebeli ve taşlık olması, her şeyin elle, kas gücüyle yapılması nedeniyle inşaat bir hayli zaman alır. 1942 Eylül’ünde Niksar Çarşısında Dellal Sami Efendi’nin   davudî sesi duyulur: “Ey ahali, dinleyin ilânı, Niksar Orta Mektebi’nin çatı tahtaları çakılmıştır. Kiremitlerin atılmasına ahalinin el vermesi rica olunur”  Kahveler boşalır,  ilanı duyan inşaat yerine gider.

Okul binasının eğitim-öğretime hazır hale gelmesi 1944 yılı Ağustos ayında tamamlanır. Bina 120 bin liraya malolmuştur. Okulda 1 Ekim 1944 yılında eğitim-öğretim çalışmalarına başlanır. Okulun ilk öğrencileri arasında Nimet Olcay, Faika Bağaç, Halise Turhan, Nermin Yüncü, Mükerrem Kaynar, Süha Yücer, Sadiye Erdem, Hadiye Altınkaya, Meliha Doyran, Nermin Türkalp gibi kız öğrenciler de vardır. Ancak dönemin Milli Eğitim Bakanlığı   –ekonomik nedenlerle- okula kadro veremediği için okul “Niksar Hususi Ortaokulu” adıyla çalışmalarını sürdürmektedir.

O öğretim yılına ait, okulun “muallim, memur devam ve ademidevam”  (devamsızlık) defterinde kayıtlı isimlere baktığımız zaman, Niksar’da bulunan aydınların (eczacı, ilkokul öğretmeni, yüksek öğrenim yapmış çeşitli mesleklerden insanların) okulda öğretmenlik yaptıklarını görüyoruz.  Örneğin 2.teşrin ayında (4) Fuat İnsel, Nurettin Biriz, Abdullah Özer, Hulusi Bozbeyoğlu, Mürvet Gözaçar, Fikret Özgönenç, Tahir Karakaş isimlerine 1. Kânûn’da Rıfat Karabacak, 2.Kânûn’da (1945 yılı) Hüsamettin Baştuğ,  yine 1945 yılı şubatında Selahattin Örs’ün katıldığını görüyoruz. Okula 1945 yılı mayıs ayında bir de müdür bulunur. Ankara Gazi Terbiye Enstitüsü Tarih-Coğrafya Bölümü mezunu olan Mehmet Emin Tulgar Develi O.O. Md.Yardımcısıyken Niksar’a gelir. Zaten kendisi 1914 Niksar doğumludur.

Niksar O.O.İlk öğrenciler

            Okuldaki öğretmenlerin kimi para almaz. Para ile tutulan öğretmenlerin paralarını da öğrenci velileri, Cemiyet vasıtasıyla öderler. Bir yıl boyunca bu ödeme Cemiyet’in muhasebesini de tutan Kadir Altuner’in dükkânından yapılır.

            Okulun Milli Eğitim Bakanlığı tarafından resmen tanınması 20.8.1945 tarih ve 53.233/33 sayılı yazıyla olur. İlk müdür M. Emin Tulgar 23.9.1945 tarihinde askere gittiği için okuldan ayrılır.

            Okul Sevenler Cemiyeti 1947 yılında okulun yanına, Niksar dışından gelen çocukların barınması için bir pansiyon binası yaptırır. Okul binası ile

aynı yükseklikte ve mimari olarak ona uyumlu bu bina dört yıl (1948-49-50-51) pansiyon olarak kullanılır. 18 Temmuz 1951 günü yanan Gazi Ahmet Danişment İlk Mektebi öğrencileri 1951-1952 ders yılından itibaren yeni okul yapılıncaya kadar pansiyon binasında öğrenim görürler.(5) Yeni Gazi Ahmet İlkokulu yapılınca bu bina boşaltılır ve Niksar Ortaokulu’nun resim-iş atölyesi haline getirilir.

            Ben Niksar Ortaokulu’na 23.Haziran.1952’de kaydoldum. Gazi Ahmet İlkokulu yandığı için ilkokul 5. sınıfı pansiyonda okumuştum.

            Ortaokulda hiç yabancılık çekmedim. Çünkü ortaokul evimizin bulunduğu mahallede olduğu için, bahçesi bizim oyun yerimizdi. Okulun tüm öğretmenlerini ve okulda çalışan diğer personeli de iyice tanıyordum. Okulda iki tane hizmetli vardı.  İkisinin de adı Mehmet’ti. Kendilerine “Memedağa” diye hitabedilirdi. Bunlardan birisi çok yumuşak bir mizaca sahipken, diğerinin mizacı çok sertti. Sert olan Memetağa’ya  “İssot” denilirdi. Ben ikisini de severdim. Okul evimize yakın olduğu için bazen annem onlara evden yemek gönderirdi. Bir tepsi içerisine konan sahanları ben götürürdüm okula. İki Memedağa da okulu kendi evleri gibi korurlardı. Okulun kâtibi 1923 doğumlu Osman Ağabey de Karşıbağ’da oturur, işine gidip gelirken, dudaklarından hiç düşürmediği sigarasıyla salına salına bizim evin önünden geçerdi. O da çok iyi bir insandı.

            Okul Müdürü Abidin Bey bizim evimizde kiracı idi. Ortaokula başlayıncaya kadar kendisine “amca” derdim. Okulda ise “hocam” demeye başladım.

            Okulun Niksarlı olmayan öğretmenleri hep okula yakın yerlerde ev tutarlardı. Bunlardan bekâr olan hanım öğretmenler, mahallenin kızı muamelesi görürlerdi.

            Okulda öğrenim tam gündü. Öğle üzeri uzun bir yemek tatili vardı. Herkes evine gidip yemeğini evinde yerdi. Son dersten sonra bir de “müzakere” saati dediğimiz serbest ders çalışma saatlerimiz vardı. Okulun arşivindeki eski defterlerde, 1945-1946 öğretim yılında da yine öğretmenler gözetiminde “müzakere” saatleri yapıldığını görüyoruz.

            Çeşitli ortaöğretim kurumlarında öğretmen ve idareci olarak çalıştığım yıllar hep Niksar Ortaokulu’nda ne kadar mükemmel bir eğitim yapıldığını düşünmüşümdür.

Niksar O.O. Yönetici ve öğretmenleri

Niksar Ortaokulu’nda 1950’li yıllarda bir ara her ders için ayrı bir derslik uygulaması yapılmıştı. Örneğin, resim-müzik dersleri bir derslikte yapılırdı. Birçok ortaöğretim kurumunda önem verilmeyen bu dersler bizim okulumuzda son derece önemle işlenirdi. Bizim kuşak nota-solfej okumayı- hatta basit bir enstrüman çalmayı ortaokulda öğrenmişti. Resim derslerimizde türlü boyama tekniklerini  –hatta boya yapımını-  iş teknik resimlerinin nasıl yapıldığını öğrenirdik. İş atölyemizde ağaç, demir, saç işlerinin yanı sıra çamurdan heykeller yapardık. Saçtan yaptığımız kutular

ve ev gereçlerinin lehimlerini de yine kendimiz imal ederdik. Ortaokuldan mezun olan benim kuşağım rende kullanmaktan, havya kullanmaya kadar birçok bilgiyi o yıllarda öğrenmişti.

Tabiat bilgisi ve tarım derslerimiz son derecede önemli derslerdi. Her öğrencinin okulun arka tarafındaki uygulama bahçesinde 1×2 metre ebadında bir toprağı vardı. Bu karıkta (6) çeşitli sebzeler yetiştirirdik. Öğretmenimiz sebze yetiştirme sürecini sürekli kontrol eder ve ona göre not verirdi.

            Beden eğitimi dersleri çok eğlenceli ve güzel derslerdi. Biz mahalle sakinleri daha okula kaydolmadan bu derslerle tanışırdık. Çünkü okulun bahçesinde kurulu halatlara tırmanır, kum havuzunda oynar,  barfikse asılır, iyi havalarda dışarıda bırakılan kasa ve deriden yapılmış minderlerde oyunlar oynardık. Hemen hemen hepimiz izciydik. Ellerimizde sopalar, düdükler, üzerimizdeki izci giysileriyle her pazar bir yerlere gezmeye giderdik. Ben ilk kez denizi böyle bir gezide  –Ünye’de- görmüştüm. Bütün civar ilçeleri, köyleri gezerdik.

            Beden eğitimi öğretmenimiz Rıfat Bey’in, resim-iş öğretmenimiz Bekir Bey’in bizim üzerimizde çok büyük emekleri vardır.

            19 Mayıs Gençlik Ve Spor Bayramı’nda sergilenecek hareketlerin provasına okulun açıldığı ilk günlerde başlanırdı. Trampet-boru ekibine girebilmek için öğrenciler birbirleriyle yarışırdı.

            Yabancı dil olarak sadece Fransızca dersimiz vardı. Tüm derslerimiz hep dolu dolu geçerdi. Okulumuzun son derece zengin bir kütüphanesi vardı. Ben Sabahattin Alî’leri, Reşat Nuri’leri, Halit Ziya’ları ; Fransız, Rus ve diğer dünya klasiklerinin bir çoğunu  -aynı zamanda Türkçe dersliği de olan – okul kitaplığında okumuştum.

            Eşi yargıç olan matematik öğretmenimiz Bahire Ardıç’ın öğrencisi olmak övünç kaynağımızdı. Bunu ortaokuldan sonra gittiğim Tokat İlk Öğretmen Okulu’nda daha iyi anlamıştım. Çünkü Öğretmen Okulu’ndaki matematik öğretmenimiz “Yamyam” lakaplı Turgut Bey Niksar Ortaokulu mezunlarına daha farklı ve övgüyle yaklaşırdı.

            O dönemde ortaokul öğrencisinin özel bir kıyafeti vardı. Örneğin, sarı şeritli, ortası armalı öğrenci kasketimiz olmadan okula gidemezdik. Sabah içtimalarında kasketsiz, kravatsız, saçı-tırnağı uzun öğrenciler okula alınmazlardı. Nöbetçi öğretmenler tüm öğrencileri teker teker kontrol ederlerdi. Bu kontrol işi bazen evimizde ve pansiyonda kalan öğrencilerde gece de devam ederdi. Nerdeyse günün yirmi dört saati öğretmenlerimizin ve okul yöneticilerinin gözetimi altındaydık. Her teneffüste nöbetçi öğretmen veya bir md. yardımcısı tuvaletleri dolaşır, sigara içilip içilmediğini kontrol ederlerdi.

            İki katlı ortaokul binasının alt ve üst katlarında bulunan sınıfların kapıları oldukça geniş bir koridora açılırdı. Bu koridorlarda üzerinde her öğrencinin isim ve numarası yazılı askılar vardı.  Şapkamızı ve kışın paltolarımızı bu askılara asardık. Yağışlı havalarda beden eğitimi derslerini de yine bu koridorlarda yapardık. Okulun ayrıca bir salonu olmadığı için okul içi etkinlikler hep bu koridorlarda yapılırdı. Bazen koridorun bir ucuna sahne yapılır, oyunlar sergilenirdi. 10 Kasım 1953’te Atatürk’ün Ankara Etnoğrafya Müzesi’nde bulunan naaşının büyük bir törenle Anıtkabir’e taşınması törenlerini radyodan bu koridorlarda dinlemiştik.

            (L) şeklindeki okulun, iki giriş kapısı vardı. Ana bahçeye açılan ve zeminden beş altı basamak yükseklikteki kapı öğrencilerin girdiği, (L)’nin kısa kenarındaki kapı ise öğretmenlerin –özellikle idarecilerin- girdiği kapıydı. Bu kapıdan girişte, (antrede) bir ping-pong masası vardı. Sol taraf müstahdemlerin, sağ taraf ta Md.  Yardımcıları ile okul kâtibinin odasıydı. Buradaki koridorun ucunda kütüphane vardı. Hademe odasının önünden bir merdivenle üst kata çıkılırdı. Çıkışta beden eğitimi ve izcilik araç gereçlerinin bulunduğu oda, yanında da, kapısı üst ana koridora bakan müdür odası vardı. Kütüphanenin üstündeki oda ise kız öğrencilerinin ev-iş odası idi. Ana öğrenci kapısından girişte sağ tarafta tuvaletler, tam karşıda ise üst kata çıkan merdivenler vardı. Üst kata çıkışta, sağda kooperatif dolapları, sol tarafta ise fizik kimya derslerini de yaptığımız lâboratuvar vardı.

            Okulun bahçe duvarlarının iç taraflarında akasya ağaçları dikiliydi. Duvarların üstündeki betonlar ise bizim dama, satranç, oniki taş gibi oyunları oynadığımız yerlerdi. Akasyaların gölgesinde hep bu duvarların üstünde otururduk. Bahçede bir voleybol sahamız vardı. Bu bahçede futbol ve hentbol da oynardık.

            Niksar’ın yerlisi olan öğretmenlerimizin –Sevgili Ahmet Aktaş gibi- tatlı-sert bir otoriteleri vardı. Onlar icabında kulağımızı çeker, bizi anne ve babalarımıza şikâyet ederdi. Bir gün, 1919 doğumlu olan tarih öğretmenimiz Ahmet Aktaş, kendisinden 10 yaş büyük olan anneme “Hayriye Abla bugün oğlun derste kopya çekmek istedi” diyerek, benim annem tarafından cezalandırılmamı istemişti.

                                                                       ***

Biz mezun olduktan 13 yıl sonra,21.8.1968 tarihinde okul liseye çevrilir.1977 yılına kadar ortaokul-lise olarak faaliyetine devam eder.

            Lise adını alıncaya kadar geçen 24 yıllık süre içerisinde okulda görev yapan kadrodaki isimler şunlardır:

 

         Müdürler:

l. Mehmet Emin Tulgar [(Tokat/Niksar-1330)Ankara Gazi Terbiye Enstitüsü Tarih-

  Coğrafya Bl.Mezunu.Develi O.O.Md.Yar.iken Niksar’a gelir. Başlama 18.5.1945 –

  23.9.1945 askere gider.]

2. Korkut Araz[(Erzincan/Plümür-1325)Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Ed.Bl. Türkçe

   Öğretmeni, Tokat Lisesi Md.Yar. iken Niksar’a gelir. Başlama 23.9.1945 –

   5.Kasım.1950 Malkara O.O.nakil]

3. Abidin Aydın[(Kayseri/Pınarbaşı-1335)Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü

   Mat. Bl. Mezunu. Matematik Öğretmeni.Tokat Lisesi Müdür Yardımcısı iken Niksar’a  gelir.Başlama 2.Kasım.1950 – 8.9.1959 Tokat İmam Hatip Okulu Müdürlüğüne nakil]

4. Ahmet Lütfi Turhan [(Niksar,1338) Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Türkçe

Bl. Mezunu. Türkçe Öğretmeni. Aynı okulda md. yardımcısı iken müdür olur. Başlama 8.9.1959 – 3.9.1963 istifa ederek ayrıldı.]

5. Tarık Serdengeçti  [(Vekâleten) Bilgi: Md.Yar.bölümünde]

6. Hayri Doğan [(vekâleten) Bilgi: Md. Yar. bölümünde]

7. Aziz Akyüz [ (Hekimhan,1936) İst.Eğitim Enstitüsü Fen Bl. Fen Grubu

   Öğretmeni. Sivas Atatürk Ortaokul Md.Yardımcısı iken Niksar’a gelir. Başlama

   29.6.1964 – 21.8.1968 Okul liseye çevrilir.

Niksar Lisesi’nin ilk müdürü Aziz Akyüz’dür.

 

         Müdür Yardımcıları:

1. Ahmet Özbaylı (Razgrat/Kemaller-1919,G.E.E.Tarih Coğrafya Bl. Başlama 9 Kasım

    1945 – 15 Ekim 1949 Cizre O.O.Müdürlüğüne)

2. Rezan Uygur (İst.1341 – G. E. E. Tabiyye Öğretmeni. Başlama 3.3.1950 – 1.6.1952    istifa etti.)

3. Lütfi Turhan (Niksar,1338 – Başlama 1.6.1952 – 8.9.b1959 okul Md. ne atandı)

4. Dursun Taşmektepligil (Niksar,1927 – Balıkesir Necati Eğ. Enst. Fen Grubu. Başlama

   8.9.1959 – 1.4.1963 ikinci kez başlama 21.Ekim.1967 – 1. Ekim.1968)

5. Hayri Doğan (Erbaa,1933)Ladik Akpınar İ.Ö.O. mez. Yeterlik belgeli

   Ed.Gr. Öğretmeni. Başlama 17.5.1963 – 19.Kasım.1964 istifa)

6. Serpin Başer (Yozgat/Zincir,1941 – İzmir Eğ.Ens.Fen Gr. Başlama 23.Kasım.1964 – 

   1.8.1966 istifa)                      

7. Rıfat Caymaz (Safranbolu,1934-G.E.E.Fransızca Bl. Başlama 1.8.1966 – 1.10.1968)

8. Rıfat Erdil (İst.1338-G.E.E.Beden Eğ.Bl. Başlama 18.Kasım.1957 – 2.12.1960

   İstanbul’a nakil)

9. A.Hamdi İkiz (Tokat,1932 –İst.Eğitim Ens.Fransızca Bl. Başlama 9.12.1960 –

   1.6.1961 istifa etti)

 10. Tarık Serdengeçti (Artvin,1934 – İst.Çapa E.E. Ed.Bl. Başlama 4.Ekim.1961 –

      12.91963 Naklen Bursa Mudanya Ortaokulu’na gitti.)

 11. Sadık Işık (Silifke,1936 – Bursa Eğ.Ens.Fen Bl.  Başlama 1.9.1963 – 8.Ekim.1966   

      Türkoğlu Ortaokul Müdürlüğüne gitti.)

 12. Metin Erdağı (Çorum,1935 – Ank.Dil-Tarih Coğrafya Bl. Başlama 8.Ekim.1966 –

      30.9.1968)

 

                           Türkçe Öğretmenleri

 1.Korkut Araz (Erzincan/Plümür,1325 – G.E.E.    23.9.1945 – 5.Kasım.1950)

 2.Hayriye Kobal (Tokat,1926 – Lise Mezunu. Yardımcı Öğretmen.  9.Kasım.1945 –

    26.Mayıs.1946)

 3.Lütfiye Taştan (Zile,1339 – Çamlıca Kız Lisesi Mez. Yardımcı Öğretmen. 30 Ekim.1946

-27.Kasım.1946)

 4.A.Kemal Mollaoğlu (Üsküdar,1328 – İst.Öğretmen Okulu 10.3.1947-12.Ekim.1950

 5.A.Lütfi Turhan (Niksar,1338 – G.E.E.- 1.9.1951 – 3.9.1962 …..16.Kasım.1965-13.21970)

 6.Hayri Doğan (Erbaa,1933 – Ladik İlk Öğretmen Ok. Yeterlik Belgeli  5.12.1962 –

    4.8.1967)

 7.Pervin Aksoy (Tokat,1936 – G.E.E. 3.Kasım.1959 – 13.Ekim.1961)

 8.T.Miktat Serdengeçti (Artvin,1934 – İst.Çapa Eğ.Ens.  29.Ağustos.1960 – 12.9.1963)

 9.F.Hikmet Aydın (Aydın/Bozdoğan,1944 – G.E.E.   -    28.8.1963  -  10.8.1967)

10.Osman Aydoğan (Ürgüp,1931 -  G.E.E. – 29.9.1963 – 31.Ekim.1963)

11.Neriman Otaç (Küpçü) (Bafra,1941 –Samsun Eğ.Ens. 27.7.1964 – 27.1.1969)

12.Necati Çubuk (Niksar,1926 – Sivas Ö.O. Yeterlik Belgeli. 7.Kasım.1964 –22.9.1969)

13.Yılmaz Aydın (Of,1928 – G.E.E.Yeterlik Belgeli 11.Ekim.1966 – 5.Ekim 1967)

14.Mualla Can (Niksar,1943 – Samsun Eğ.Enst. 19.8.1967 – 22.9.1969)

15.Siyami Aydın (Erbaa,1940 – Bursa E.Enst. 15.8.1967 – 25.12.1968)

16.Alaattin Dinç (Bafra,1947 – Diyarbakır E.Enst.  30.9.1967  -  22.9.1969)

 

 

                           Tarih-Coğrafya-Yurt Bilgisi Öğretmenleri

 1.Mehmet Emin Tulgar (Niksar,1330 – G.E.E.    1.9.1945 – 25.1.1947)

 2.Ahmet Özbaylı (Razgrat/Kemaller,1919 – G.E.E.   25.9.1945 – 15.Ekim.1949)

 3.Hayriye Kobal (Tokat,1926 – Lise Mezunu, vekil Öğretmen 9.Kasım.1945- 24.5.1946)

 4.Ahmet Aktaş (Niksar,1335 –G.E.E – 2.1.1947-1.10.1947… 26.Kasım.1948-30.Kasım.1969

 5.Sabahat Erer (Merzifon,1930,İst. Üni. Ed. Fak. Coğ. Bl. 4.Şubat.1954 – 3.Mayıs.1970)

 6.Metin Erdağı (Çorum,1935 – Dil-Tarih-Coğrafya Fak.  29.4.1964 – 3.5.1970)

 7.H.Başaran Çağman (Reşadiye,1942 – Diyarbakır Eğ. Enst.  30.9.1967 – 22.9.1969)

 

 

                           Matematik Öğretmenleri

1.A.Turan Bardız (Sivas,1330-Lise mez. Yardımcı Öğretmen 96.Kası.1945- 30Nisan.1947)

2Dursun Esen (İst.1927- G.E.E.Mezunu (2.Ekim.19474 – 2.Kasım.1948)

3.Fatma Çağatay (Kahire,1340 – İst.Yük.Öğ.Ok.  29.Ocak.1949 – 13.Ekim.1949)

4.Bahire Ardıç (Antalya,1336 – İst.Fen Fak. 24 Ekim 1949 – 9.Ekim.1954)

5.Hüseyin Bayraktar(Pazar,1929-Balıkesir N.E.E.Toplu Dersler Bl. 18.Aralık.1949 –

    3.Mayı.1951)

6.Nihat Aktan (Posof,1927-G.E.E.Toplu Dersler,16.Ekim.1950- 5.Kasım.1951)

7.Sevinç Payaslıoğlu (Pınarbaşı,1928-İzmir E.E.-10.Eylül.1955-26.Ağustos.1958)

8.Abidin Aydın (Pınarbaşı,1335-G.E.E.Fen Bl. 2.Kasım.1950 – 8.Eylül.1959)

9.M.Dursun Taşmektepligil (Niksar,1927- Balıkesir N.E.E.  17.Kasım.1957 –

   25.Aralık.1969)

 10.Ömer Mercan (Niksar,1931 – İst.Çapa Eğ.Enst.Fen Böl.  23.Kasım.1961 –    

      4.Ocak.1962)

 11.Sadık Işık (Silifke,1936 – Bursa Eğ.Enst. 13.Ağustos.1963 –8.Ekim.1966)

 12.Serpin Başer (Yozgat/Zincir,1941 – İzmir E.E. 27.Eylül.1963 – 11.Ağustos.1966)

 13.Aziz Akyüz (Hekimhan,1936 – İst.E.E.  29.Haziran.1964 – 31.Ocak.1969)

 14.Abdulmetin Gökçel (Erbaa,…… –Balıkesir N.E.E. 28 Şubat. 1966-1.Kasım.1966)

 15.Mehmet Demirel (Konya/Doğanhisar,1946 – Konya E.E.  29. Ağustos.1966 –

      22.Eylül.1969)

 16.Selahattin Öztürk (Niksar/Olukalan,1942- Erzurum E.E. 30.Eylül.1967 –

      29.Eylül.1969

 

                  Fizik-Kimya-Tabii İlimler-Matematik Öğretmenleri

 

  1.Neriman Atay (Samsun/Ladik,1337- Gazi Terbiye Enstitüsü Tabii İlimler,

     24.Kasım.1945 – 4.Temmuz.1951)

  2.Rezan Erdil (Uygur) (İst.1341 –G.E.E. 6.Ekim.1947 – 24.Ağustos.1961)

  3.Niyazi Albayrak (Bursa,1937- Balıkesir N.E.E.  29.Ağustos.1960-12.Eylül.1963)

  4.Numan Koç (Okes,1937- G.E.E.Fen Gr. 1.Ocak.1961 – 2.Ekim.1963)

  5.Erdoğan Eldivenci (Türker)(Niksar,15.2.1940 –Balıkesir N.E.E.Fen Grubu

     19.Mart.1964 – 20.Eylül.1968)

  6.Kâmuran İnanç (Niksar,1946 – Samsun E.E. Fen Bl. 22.Ağustos1966-25.Aralık.1968)

  7.Nurser Göze (Niksar,1944 – Samsun E.E.Fen Bl. 16.Şubat.1967 – 30.Mart1970)

  8.Ayhan Öner (Bolu,1947 – İst.E.E.Fen Grubu 25.Ağustos.1967 6.Ekim.1969)

  9.Bahattin Selimbeyoğlu (Niksar,1945 –Balıkesir N.E.E. 25.Ekim.1967-22.Eylül.1969)

 

                  Fransızca Öğretmenleri

 

  1.Halide Onay (Samsun,1334 – G.E.E.  27.Kasım.1945 – 5.Ekim.1947)

  2.Müzeyyen Önügören (Tokat,1338 – G.E.E. – 23.Eylül.1947 – 19.Eylül.1951)

  3.Mesude Görel (Türkabat)(                 -İ.Ü.E.Fak.Fransız Filolojisi

     30.Nisan.1952-20.Kasım.1952    –   1.Nisan.1953-24.Ağustos.1957)

  4.A.Hamdi İkiz (Tokat,1932, İst.E.E. Fr.Bl.  25.Ağustos.1958-11.Ekim.1961)

  5.N.Türkân Kural (Niksar,1934- G.E.E.Fr.Bl. 30.Ekim.1961-18.Eylül.1963)

  6.Rifat Caymaz (Safranbolu,1934 –G.E.E.Fr.Bl. 31.Mart.1964-26.Ocak.1969

 

                  İngilizce Öğretmeni

 

  1.Altan Güner (Trabzon,1940 –İst.E.E.Fr.Bl.  31.Ekim.1967 – 23.Eylül.1968)

 

                  Resim-İş Öğretmenleri

 

  1.Bekir Ulusoy (Gaziantep1326-G.E.E.Resim-İş –18.Ekim.1945-8.Kasım.1960)

  2.Çetin Özer (Fatsa,1936- G.E.E.Resim-İş – 29.Eylül.1961 – 2.Şubat.1962)

  3.Birsen Güneş (Ürgüp,1944 – Niğde Kız İlk Öğ.Ok. Yeterlik Belgeli

      3.Ağustos.1967 – 21.Temmuz.1969)

 

                  Beden Eğitimi Öğretmenleri

 

                                                                              

  1.Nusret Arman (ist.1341 – G.E.E.Bed.Eğ.Bl.  22.Ekim.1947 – 2.Kasım.1948)

  2.Mümtaz Yazaroğlu (Tokat,1344 – Balıkesir N.E.E.Toplu Dersler Son Sınıf Öğrencisi-

            yardımcı öğretmen-Aynı zamanda müzik öğ. 16.Kasım.1948 – 30.Kasım.1949)

  3.A.Rıfat Erdil (İst.1338-G.E.E.Bed.Eğ.Bl.  26.Aralık.1949 – 2.Aralık.1960)

  4.Faruk Sükan (Tokat,1927 – G.E.E.Bed.Eğ.Bl.  14.Kasım.1966 – 7.Ağustos.1968)

 

 

                  Biçki-Dikiş-Çocuk Bakımı ve Ev İdaresi Öğretmenleri

 

  1.Saadet Ulusoy (İst.1324 – Üsküdar Kız Sanat Okulu Mez.Ehliyetli

      18.Ekim.1945 – 8.Kasım.1960)

  2.Süha Yücer (Niksar,1936 – Adana Lisesi Mezunu-Yeterlik Belgeli

      16.Ekim.1961 – 22.Eylül.1969)

              Kâtip Ve Hesap Memuru

                                                       

  1.Osman İnanç (Niksar,1939 – Tokat Ortaokulu Mezunu

     31.Mart.1946 – 28.Nisan.1970 ) ( Daha sonra lisede memur)

 

                  Elektrikçi – Büro Memurları

 

1.Emin Özdemir (………… –Ortaokul mezunu

    15.Aralık.1966  – 29.Mayıs.1967   istifa ile ayrıldı.

2.Nuri Eken (Niksar,1944 –Ortaokul mezunu  -  ( 5.9.1967 -  ?  )

 

                  Müstahdemler

 

1.Mehmet Ali Aykut (Niksar,1333 – 1.Eylül.1945 – 4.Kasım.1975 emekliye sevk edildi.)

2.Aliye Taşdelen (Niksar,1317 – 31.Aralık.1945 – 31.Mayıs.1951 Kadrosu alındığı için

   ayrıldı.)

3.Mehmet Soyyılmaz (Niksar,1319 -  1.Mart.1948 – 14.Temmuz.1968  emekliye sevk edildi.)

4.Asiye Soyyılmaz (Niksar,1330 – 15.Nisan.1959 – l.Aralık.1968 istifa ederek ayrıldı.)

5.Şükrü Aydın (K.Almus,1943 -  1.Aralık.1966 – 27.12.1973 istifa ile ayrıldı.)

 

 

Dipnotlar:

   (1)AnaBritannica, cilt:7, S.156

(2)Bugün bir torunu doktor, bir torunu eczacı olan çarşı esnafından bir tüccar  “Ben oğullarımı, torunlarımı İstanbul’da okuturum” diyerek cemiyete para vermez. Cemiyet mensupları buna çok üzülürler.

(3)Bugünkü Hollanda, Belçika ve Kuzeydoğu Fransa’ya bir zamanlar “Felemenk” denirdi.

(4)O yıllar “mali Takvim” de denilen Rumî takvim kullanılıyordu. Bu takvimin temeli Jülyen takvimidir.1 Mart yılın başlangıcı sayılıyor ve aylar şöyle sıralanıyordu: Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Teşrîn-i Evvel (Ekim –buna 1.Teşrin de denilir),Teşrîn-i sânî (Kasım – buna 2. teşrin de denir), Kânûn-ı Evvel (Aralık –buna 1.Kânûn da denir), Kânûn-ı sânî (Ocak – buna 2. Kânûn da denir), Şubat. (Teşrin sözcüğü, Süryanice “tisrîn” sözcüğünden gelir. Malî –Rumî- takvim, Miladî takvime göre 13 gün geriden gelir.) Yazıda bazı tarihler kaynağındaki gibi –Rumi- yazılmıştır. Rumi tarihlere 584 eklendiğinde miladî tarih elde edilir.

(5)Tokat Kültür Araştırma Dergisi, Yıl:11, Sayı:18,Sayfa: 44-48 “Niksar Gazi Ahmet Danişmend İlk Mektebi” Hâmi Karslı

(6)Su arkları arasında kalan, sebze ekili küçük toprak parçalarına “karık” denilir.