“DİNDAR” VE “DİNCİ”

 “Din”, Tanrı düşüncesine dayalı toplumsal bir kurumdur.

Türkçe sözlük böyle tanımlıyor “din” kavramını. Ve devam ediyor:

“İnsanların doğaüstü güçlere, kutsal saydıkları türlü varlıklara, tanrılara ya da Tanrı ‘ya inanma, tapınma biçiminde katıldıkları gizemsel olgu”

“Dindar” ise hem Arapça’da hem de Farsça’da “dinin buyruklarını eksiksiz olarak yerine getiren” anlamında bazen ad bazen de sıfat olarak kullanılan bir sözcüktür.

“Dinci” dindar değildir. O “dini” sadece kullanan kimsedir.

Dinci, dinden çıkar sağlayan, bu işi adeta bir meslek haline getiren kişidir.

Aynen süt alıp süt satan kişiye “sütçü”, yoğurt alıp –yahut yapıp- satan kişiye “yoğurtçu” denmesi gibi…
Devamını Oku »

SOKAĞA DÜŞMEYEN SOKAK KADINLARI

  Kente yeni taşınan bir memur ailesinin de katıldığı yemekli bir toplantıda idik. Masada, yerli bir ev hanımı, yeni taşınan ailenin hanımıyla konuşuyor, ona kentimizi ve kentimizin insanlarını tanıtıyordu. Tam karşımda oturdukları için konuşmaları ister istemez duyuyordum. Bir ara: “Şekerim” dedi, “S… Bey’in hanımıyla, K…Bey’in hanımlarına sakın güvenme! Onlara söyleyeceğin her şey ertesi gün kentte hemen duyulur. Bunu bil.”

Karşımdakilere göstermemek için başımı eğerek gülümsedim. Çünkü bunları söyleyen o hanım için de kentteki yaygın kanı “çok dedikoducu olduğu” şeklindeydi.
Devamını Oku »

YCHP ÜZERİNE…

  Eğer bu köşede YCHP (Yeni Cumhuriyet Halk Partisi) üzerine yazdıklarımı numaralandırsaydım, bu dördüncü yazı olacaktı.

Geçen hafta CHP’nin kısaca kuruluşundan ve “Kemalizmin Prensipleri” diye de bilinen ve altı okla simgeleştirilen ilkelerinden söz etmiştim.

 Yine aynı yazıda, üyesi oldukları CHP’yi beğenmeyerek, onu değiştirip Yeni CHP haline getiren en önemli iki ismin Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin olduğunu yazmıştım

Devamını Oku »

YCHP DEĞİL, YENİDEN CHP!

  CHP Genel Merkezi’ndeki küçük bir grubun seçip, bizlere de onaylattıkları isimlerden 135 kişi 24. dönem milletvekili olarak TBMM’ye girdiler.

Bu dönemde, özellikle iki kişi CHP’nin başına “Yeni” sözcüğünü ilave ederek, partiyi farklı bir yörüngeye oturtmak istediler.

Bu iki kişiden biri 22 Mayıs 2010’da 33. Kurultay’da CHP Başkanlığı’na seçilen Kemal Kılıçdaroğlu, diğeri ise, 14 Ağustos 2007’de, CHP Merkez Yürütme Kurulu tarafından, görevden ayrılan Şinasi Öktem’in yerine İstanbul CHP İl Başkanlığı’na atanan Gürsel Tekin’dir.

YCHP’nin mimarı olan bu iki kişinin yapmaya çalıştıklarını ve neler yaptıklarını irdelemeden önce, Sayın Şerafettin Turan’ın deyimiyle “Kökeni ulusal direnişe dayanan bir devrim partisi” olan CHP’nin kuruluşundan ve temel ilkelerinden kısaca söz edelim

Devamını Oku »

“HER TOPLUM, LAYIK OLDUĞU ŞEKİLDE YÖNETİLİR”

  Başlıktaki söz; kuvvetler ayırımı esasını ortaya atan, yazdığı kitapta yasama, yürütme ve yargı erklerinin birbirlerinden ayrılmasının önemini belirten Fransız politik düşünür Montesquieu’ ye ait.

 Günümüzden 322 yıl önce doğan bir filozofun söylediği sözün bugün de geçerliliğini sürdürmesi hayli ilginç!

Ulusu oluşturan bireylerin niteliği ile o ulusun yönetenlerin arasında bir korelasyon (biri olmadan öteki düşünülemeyen iki şey arasındaki ilişki) olduğunu vurgulayan bu cümle Atatürk’e, İnönü’ye, Bismarck’a, Churchill’e, Hz. Muhammed’e atfen (mal edilerek) de söylenir.

Montesquieu’den birbuçuk asır sonra doğan bir başka düşünür, Nietzsche ise “Cahil bir toplum, özgür bırakılıp kendine seçim hakkı verilse dahi, hiçbir zaman özgür bir seçim yapamaz. Sadece seçim yaptığını zanneder. Cahil toplumla seçim yapmak, okuma yazma bilmeyen adama hangi kitabı okuyacağını sormak kadar ahmaklıktır! Böyle bir seçimle iktidara gelenler, düzenledikleri tiyatro ile halkın egemenliğini çalan zalim ve madrabaz hainlerdir!” diyor.

Ben söylemiyorum, Nietzsche söylüyor, ister katılır, ister katılmazsınız!
Devamını Oku »